İnsanın seçme özgürlüğü, “Özgür İrademiz (free will) var mı?” sorusu, yanıtlaması çok zor, çok boyutlu bir soru. Üstelik “Özgür İrademiz var” veya “yok” desek de sorunlardan kurtulamıyoruz. Yanıtımızın Tanrı, din, hukuk, ahlak gibi birçok alanda sonuçları oluyor.
Önce Özgür İradeyi ele alalım. Özgür İradeyi insanın seçenekler
arasında seçim yapabilmesi olarak tanımlayabiliriz. Eylemlerimiz ve
düşüncelerimizin özgür olduğunu düşünürüz. Gündelik yaşamımızda özgür irademiz
olduğunu çok güçlü biçimde duyuyor ve düşünüyoruz. Ne de olsa istersek
tabağımızdaki beyaz peyniri, istersek kaşar peynirini yeriz; istersek çay,
istersek kahve içeriz.
Diğer yandan özgür irademiz var mı sorusunu başka bir biçimde
de sorabiliriz: Evrende her şey belirli kurallara göre hareket ediyorken, insan
kurallara uymayabilir mi? Kurallar deyince Nedensellik ve Determinizm akla geliyor.
(Doğa üstü bir irade konusunda hiçbir kanıt olmadığı için onu düşünmüyorum. Ama
Bilimsel Determinizm ciddi bir konu.)
Determinizmin temelinde Nedensellik var. Nedensellik (causality)
veya genel kullanımdaki nedensellik
ilkesi; olay ve olguların birbirine belirli bir şekilde bağlı olması, her
sonucun bir nedeninin bulunması, her sonucun bir nedene bağlanarak
açıklanabilir olması ya da belli nedenlerin belirli sonuçlar doğuracağı ve aynı
nedenlerin aynı koşullarda aynı sonuçları vereceğinin iddiasını içerir.
Determinizm kavramı için “belirlenimcilik”, “belirlenircilik”,
“gerekircilik” gibi karşılıklar kullanıldığını biliyorum, ama ben Determinizm diyeceğim.
Determinizm, olguların nedeninin geçmişteki
olgular olduğu, başka bir biçimde olamayacağı görüşüdür. Böylece Özgür İrade
için gerekli olan seçeneklerin varlığı, katı bir Determinizmde yoktur. Marsın konumunu
bir noktada bilirsek, gelecekte alacağı (hatta geçmişte almış olduğu) konumu
hesaplayabiliriz. Laplace’ın sözleri ile: “Evrenin şu anki hali geçmiş
durumunun sonucu; gelecek durumun da nedenidir. Öyleyse eğer evrenin şu anki
durumunu en ince ayrıntısına kadar bilseydim, elimdeki hareket denklemlerini
uygular ve her şeyin bir saniye sonra nerede olacağını söylerdim”
Burada önemli bir ayrıma değinmeliyim bu bir Kadercilik
(fatalism) değil. Kadercilik, metafizik kapsamında üstün bir gücün iradesini kapsar ve insan etkisiyle değiştirilemez. Determinizm,
doğa yasalarının nesnelliğine ve bağımsızlığına dayanır. Bu yüzdendir ki
hastalanan kaderci, asla değiştirilemeyecek olan sonucu bekler.
Yine Determinizme dönersek. Laplace’ın -ve katı
Deterministlerin- oldukça iyimser olduklarını görüyoruz. Bir insan elmayı
bıraktığında, matematiksel bir denklem çalışır ve elma doğrudan yere düşer.
İyimser çünkü konu elma ve yeryüzü olunca, problem oldukça basit. Bırakın,
evreni, güneş sisteminde bile birbirini etkileyebilen 2’den fazla kütle olunca
sorun çok karmaşık hale geliyor (Three body problem). Hele kaos,
olasılık, kuantum, belirsizlik gibi konular devreye girerse olay daha da
karışıyor.
İlk akla gelen, insan bilinci devreye girince katı bir Determinizmin
ortadan kalkması olabilir. Böyle düşünenler fiziksel olgu nedenselliği (physical
event causation) ile bilinçli insan nedenselliği (agent causation)
ayrımı yapıyorlar. Tabii burada da bir sorun var. Bizler de doğanın bir parçası
olarak molekül, atom ve atom altı parçacıklardan oluştuğumuza göre bilinçli
insanın ne ayrıcalığı var?
Beyin tümörü gibi hastalıkların “psikolojik” olarak
nitelediğimiz davranış bozukluklarına yol açtığını araştırmalar gösteriyor. Kararlarımızda
doğup yetiştiğimiz çevre, deneyimlerimiz gibi kültürel; kan şekeri düzeyi, açlık,
hormonlar, uyku gibi biyolojik unsurların etkili olduğunu biliyoruz. Acaba insan
biyolojik bir makina mı? Davranışları da mı Deterministik?
Özgür İrade ile Determinizmi uzlaştırmaya çalışan Uyuşma
(Compatibilizm) diyebileceğimiz düşünce akımları da var. Örneğin “kontrolun”
vurgulanması bu tür bir yaklaşım. Belirtiğimiz gibi Özgür İradeden söz
edebilmemiz için öncelikle birden fazla seçenek olması gerekiyor. İkinci olarak da bu seçenekler arasında seçim
yapmak için “kontrol” yetkimizin olması gerekiyor. Örneğin, içkili olarak araba
kullanmanın riskli olduğunu biliriz (burada Determinizm etkin), ama içkili
araba kullanma veya taksi çağırma konusunda “kontrolumuz” varsa burada da Özgür
İrademiz etkin.
Belki bizim karıştığımız olaylarda da Determinizm var, ama
olay o kadar karmaşıklaşıyor ki insan katkısının sonuçlarını tahmin edemiyoruz (burada
“Determinizm” ile “tahmin” ayrımına geliyoruz). Kavrayabileceğimiz bir denklemle
ifade edemiyoruz (tahmin edemiyoruz) ve “Özgür İrademiz var” diye düşünüyoruz. Aklıma
“Eğer havaya atılan bir taş düşünebilseydi, yere kendi isteği ile düştüğünü
söylerdi” diyen Spinoza geliyor. Ben de tabağımdaki beyaz peyniri kendimin seçtiğimi
düşünmek istiyorum. Neyse düşünmeye değer bir sorun.



