31 Ekim 2026 Cumartesi

 İnsanın seçme özgürlüğü, “Özgür İrademiz (free will) var mı?” sorusu, yanıtlaması çok zor, çok boyutlu bir soru. Üstelik “Özgür İrademiz var” veya “yok” desek de sorunlardan kurtulamıyoruz. Yanıtımızın Tanrı, din, hukuk, ahlak gibi birçok alanda sonuçları oluyor.

Önce Özgür İradeyi ele alalım. Özgür İradeyi insanın seçenekler arasında seçim yapabilmesi olarak tanımlayabiliriz. Eylemlerimiz ve düşüncelerimizin özgür olduğunu düşünürüz. Gündelik yaşamımızda özgür irademiz olduğunu çok güçlü biçimde duyuyor ve düşünüyoruz. Ne de olsa istersek tabağımızdaki beyaz peyniri, istersek kaşar peynirini yeriz; istersek çay, istersek kahve içeriz.  

Diğer yandan özgür irademiz var mı sorusunu başka bir biçimde de sorabiliriz: Evrende her şey belirli kurallara göre hareket ediyorken, insan kurallara uymayabilir mi? Kurallar deyince Nedensellik ve Determinizm akla geliyor. (Doğa üstü bir irade konusunda hiçbir kanıt olmadığı için onu düşünmüyorum. Ama Bilimsel Determinizm ciddi bir konu.)  

Determinizmin temelinde Nedensellik var. Nedensellik (causality) veya genel kullanımdaki  nedensellik ilkesi; olay ve olguların birbirine belirli bir şekilde bağlı olması, her sonucun bir nedeninin bulunması, her sonucun bir nedene bağlanarak açıklanabilir olması ya da belli nedenlerin belirli sonuçlar doğuracağı ve aynı nedenlerin aynı koşullarda aynı sonuçları vereceğinin iddiasını içerir.

Determinizm kavramı için “belirlenimcilik”, “belirlenircilik”, “gerekircilik” gibi karşılıklar kullanıldığını biliyorum, ama ben Determinizm diyeceğim.  Determinizm, olguların nedeninin geçmişteki olgular olduğu, başka bir biçimde olamayacağı görüşüdür. Böylece Özgür İrade için gerekli olan seçeneklerin varlığı, katı bir Determinizmde yoktur. Marsın konumunu bir noktada bilirsek, gelecekte alacağı (hatta geçmişte almış olduğu) konumu hesaplayabiliriz. Laplace’ın sözleri ile: “Evrenin şu anki hali geçmiş durumunun sonucu; gelecek durumun da nedenidir. Öyleyse eğer evrenin şu anki durumunu en ince ayrıntısına kadar bilseydim, elimdeki hareket denklemlerini uygular ve her şeyin bir saniye sonra nerede olacağını söylerdim”

Burada önemli bir ayrıma değinmeliyim bu bir Kadercilik (fatalism) değil. Kadercilik, metafizik kapsamında üstün bir gücün iradesini kapsar ve insan etkisiyle değiştirilemez. Determinizm, doğa yasalarının nesnelliğine ve bağımsızlığına dayanır. Bu yüzdendir ki hastalanan kaderci, asla değiştirilemeyecek olan sonucu bekler.

Yine Determinizme dönersek. Laplace’ın -ve katı Deterministlerin- oldukça iyimser olduklarını görüyoruz. Bir insan elmayı bıraktığında, matematiksel bir denklem çalışır ve elma doğrudan yere düşer. İyimser çünkü konu elma ve yeryüzü olunca, problem oldukça basit. Bırakın, evreni, güneş sisteminde bile birbirini etkileyebilen 2’den fazla kütle olunca sorun çok karmaşık hale geliyor (Three body problem). Hele kaos, olasılık, kuantum, belirsizlik gibi konular devreye girerse olay daha da karışıyor.

İlk akla gelen, insan bilinci devreye girince katı bir Determinizmin ortadan kalkması olabilir. Böyle düşünenler fiziksel olgu nedenselliği (physical event causation) ile bilinçli insan nedenselliği (agent causation) ayrımı yapıyorlar. Tabii burada da bir sorun var. Bizler de doğanın bir parçası olarak molekül, atom ve atom altı parçacıklardan oluştuğumuza göre bilinçli insanın ne ayrıcalığı var?

Beyin tümörü gibi hastalıkların “psikolojik” olarak nitelediğimiz davranış bozukluklarına yol açtığını araştırmalar gösteriyor. Kararlarımızda doğup yetiştiğimiz çevre, deneyimlerimiz gibi kültürel; kan şekeri düzeyi, açlık, hormonlar, uyku gibi biyolojik unsurların etkili olduğunu biliyoruz. Acaba insan biyolojik bir makina mı? Davranışları da mı Deterministik?

Özgür İrade ile Determinizmi uzlaştırmaya çalışan Uyuşma (Compatibilizm) diyebileceğimiz düşünce akımları da var. Örneğin “kontrolun” vurgulanması bu tür bir yaklaşım. Belirtiğimiz gibi Özgür İradeden söz edebilmemiz için öncelikle birden fazla seçenek olması gerekiyor.  İkinci olarak da bu seçenekler arasında seçim yapmak için “kontrol” yetkimizin olması gerekiyor. Örneğin, içkili olarak araba kullanmanın riskli olduğunu biliriz (burada Determinizm etkin), ama içkili araba kullanma veya taksi çağırma konusunda “kontrolumuz” varsa burada da Özgür İrademiz etkin.

Belki bizim karıştığımız olaylarda da Determinizm var, ama olay o kadar karmaşıklaşıyor ki insan katkısının sonuçlarını tahmin edemiyoruz (burada “Determinizm” ile “tahmin” ayrımına geliyoruz). Kavrayabileceğimiz bir denklemle ifade edemiyoruz (tahmin edemiyoruz) ve “Özgür İrademiz var” diye düşünüyoruz. Aklıma “Eğer havaya atılan bir taş düşünebilseydi, yere kendi isteği ile düştüğünü söylerdi” diyen Spinoza geliyor. Ben de tabağımdaki beyaz peyniri kendimin seçtiğimi düşünmek istiyorum. Neyse düşünmeye değer bir sorun.

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder